45,6037$% 0.04
52,9464€% -0.01
61,1313£% 0.03
6.559,80%-0,13
10.691,00%-0,23
42.633,00%-0,23
4.482,01%0,01
%
02:00
06 Mart 2023 Pazartesi
Merhabalar
Uzun zamandır paylaşım yapamadım. Deprem bölgesinde yaşananlar ve bizim yaşadıklarımız hepimizi derinden etkiledi. Biz hekimler olarak bu süreçte işimiz zor da olsa devam ettik.Hayat bir şekilde akıyor. Tabi ki tamamen normal olmak şu aşamada neredeyse imkansız. Hepimiz zorlanıyoruz. Kaldığımız yerden devam etmek için çabalıyoruz. Öyle de olmak zorundayız. Bu aslında hayatın tam da kendisi. Ne taraftayız bunu görüp, elimizden geleni, bize düşeni yapmak zorundayız.
Bu süreçte özellikle hastalarımızın panik atak mı yoksa kalp krizi mi geçiriyorum sorusuna yanıt aradığını görüyorum.
Bugüne kadar hiçbir şeyi olmayan insanlarda bile ortaya çıkan çarpıntı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, soğuk terleme gibi kalp krizini taklit eden şikayetlerin olduğunu görüyoruz.
Kalp krizi mi yoksa panik atak mı geçiriyoruz? Peki bunu nasıl ayıracağız?
Bunu anlamak, ikisinin ayırımını yapmak çok önemli.
Senaryo tamamen şöyle oluyor. Bir anda ortaya çıkan göğüste sıkışma hissi, çarpıntı, kalpte tekleme hissi, nefes açlığı, nefesin yetememesi durumu, soğuk terleme başlar. Bu, kişide korku ve endişeye yol açar. Kişiyi bir boğulma hissi ve ölüm korkusu sarar.
Bu endişe verici senaryo ile aklınızdan neler olduğunu anlamaya çalışırsınız. Kalp krizi mi geçiriyorum? Yoksa panik atak mı geçiriyorum? Diye düşünürsünüz. İkisinin arasındaki farkı söylemek çoğunlukla zor olabilir (bugüne kadar hiç bir şikayet yokken bile) ve bu sizin kafanızın karışmasına daha da stres olmanıza sebep olacaktır.
Aslında her iki olay da ciddidir ve size uygun tedaviyi alabilmeniz için ikisinin ayrımını yapmak ve teşhisi koymak çok önemlidir.
Kalp krizinin belirtileri nelerdir?
Kalp krizi, kalbinizin bir bölümünün yeterince kan alamamasıdır. Bu genellikle kalbe kan sağlayan bir arterin tıkanması nedeniyle olur. Yaygın kalp krizi belirtileri; göğüs ağrısı, bazen çene ve sol kol yayılan göğüste baskı hissi, çarpıntı, soğuk terleme, bayılma hissi, nefes darlığı, mide bulantısı, ölüm korkusu hissidir.
Kalp krizi yaşamı tehdit edici bir durumdur. Ve geçen her saniye her dakika oldukça önemlidir. Eğer böyle bir durum varsa derhal teşhis ve tedavi için beklemeden tıbbi yardım almak gerekir.
Peki panik atak dediğimiz tabloda neler oluyor?
Panik atak ani bir korku ve endişe nöbetidir. Belki yaşamınızı tehdit etmez ancak hayat kalitenizi çok fazla etkiler.
Düzenli veya sık panik atak geçiren kişilerde bir tür anksiyete bozukluğu olan panik bozukluğu olabilir. Ancak daha önce hiç panik atak geçirmemiş bir kişide bile tek bir atak geçirme olabilir. Bu herkesin başına aniden gelebilir. Tetikleyici faktörlerle kolaylıkla ortaya çıkabilir. Son dönemde yaşadıklarımız gibi.
Panik atak belirtileri; ani güçlü endişe ve korku duyguları, göğüs ağrısı, nefes almakta güçlük çekme, çarpıntı, terleme, ellerde ayaklarda titreme, halsizlik, baş dönmesi, bulantı, mide ağrıları, krampları gibi tüm organlarımızı ilgilendiren bulgulardır.
Bu iki durumun ayrımın yapılması tedavi açısından oldukça önemli. Böyle durum yaşadığınızda zaman kaybetmemek gerektiğinden mutlaka bir doktora başvurmanız gerekir. Hastanın öyküsü, fizik muayenesi ve tetkikler sonucu hızlıca ayrımı yapılıp tedavisi başlanabilir. Zaten kalp krizi geçiren biri için belirttiğim gibi zaman çok kıymetlidir.
Olaya farklı bakarsak panik atak kalp krizine neden olabilir mi?
Panik atağın kalp krizine neden olması pek olası değildir, ancak bu mümkündür. Duygusal stres her iki durumda da rol oynar. Stresli bir durum sırasında veya sonrasında hem panik ataklar hem de kalp krizleri meydana gelebilir. Fakat çoğu zaman, insanlar duygusal strese tepki olarak kalp krizinden çok panik atak geçirirler.
Unutmayalım ki kalp krizi tıbbi bir acil durumdur. Panik atak ise değildir. Ancak semptomlardaki örtüşme nedeniyle onları birbirinden ayırmak zor olabilir. Riske girmeyip göğüs ağrınız veya başka kalp krizi belirtileriniz varsa veya bunun kalp krizi mi yoksa panik atak mı olduğundan emin değilseniz derhal tıbbi yardım alın.
STREP A ENFEKSİYONUNA BAĞLI ROMATİZMAL ATEŞ
(ROMATİZMAL KALP HASTALIĞI)
Pandemi döneminden sonra özellikle çocuklarda ateşli üst solunum yolu enfeksiyonunun arttığı, bununla birlikte streptokok enfeksiyonlarında da dikkat çekici bir artış olduğunu gözlemlemekteyiz.
Beta hemolitik streptokok dediğimiz bakteri sonucunda en sık karşılaştığımız tablo kriptik tonsillit dediğimiz durum, yani bademcik iltihabı. Ve bazen bu enfeksiyonu takip edendönemlerde romatizmal ateş dediğimiz tablo ortaya çıkıyor.
Boğaz enfeksiyonu sırasında vücuda giren streptokok bakterisine karşı vücudun bağışıklık sistemi cevap verir. Fakat bazı insanlarda bağışıklık sistemi bakteriler yerine kendi dokularına saldırır. En sık saldırdığı bölgeler eklemler, kalp kapakları ve sinir sistemidir.
Akut romatizmal ateş olarak tanımladığımız bu durum daha çok 5-15 yaş çocukluk öneminde olup belirtileri oldukça çeşitlidir ve genellikle bu boğaz enfeksiyonunu takiben 1-6 hafta içerisinde ortaya çıkarlar. Bu belirtiler;
Ateş, diz ve bileklerde sık olan eklem hassasiyeti, ciltte nodül ve döküntüler, kol ve bacaklarda istemsiz kasılmalar, halsizliktir.
Kalp romatizması gelişimi olursa nefes darlığı, göğüs ağrısı ve ödem gibi belirtiler de hastalık tablosuna ilave olur.
Kalp romatizması başlangıcı romatizmal ateşin tek veya tekrarlayan atakları sonrasında kapakçıklar üzerinde meydana gelen deformitenin sonucudur. Akut romatizmal ateşin seyri sırasında kalp zarı tutulumu (perikardit), kapakçıklar ve iç kalp dokusu tutulumu (endokardit) veya kas tabakası tutulumu (miyokardit) meydana gelebilir.
İltihap tedavi edilse bile bazen yarattığı harabiyet yıllar içinde kapağın kalınlaşmasına ve sonuçta kapakta daralma veya kaçağa yol açar. En sık mitral, ardından aort kapak tutulur.
Kalp romatizması bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde hala önemli bir kalp kapak hastalığı sebebidir.
Teşhiste tıbbi öykü alımı ve fizik muayene sonrasında romatizmal kalp hastalığı tanısında çeşitli tetkiklere başvurulabilir. En sık kullanılan ve en hızlı sonuç alınan tetkik Ekokardiyografi (EKO) ve Elektrokardiyografidir (EKG).
Ekokardiyografi dediğimiz kalp ultrasonografisinde kalp etrafında sıvı toplanması, kalp yapılarının büyümesi, kapakçıklar ile ilgili anormallikler veya kapakçıklarda meydana gelen kaçak akımlar gibi çeşitli romatizmal kalp hastalığı bulguları tespit edilebilir.
EKG testi, kalp kasında meydana gelen elektriksel aktiviteyi tespit eden tetkiktir. Genel olarak kalp ritmi ile ilgili problemlerin aydınlatılmasında kullanılır.
Hastalığın akut döneminde antibiyotik ve iltihap giderici (Aspirin, nonsteroid antienflamatuarlar, kortizon ) ilaçlar kullanılır, kronik kapak hastalığı döneminde ise çoğu kişinin kapak ameliyatı olması gerekir.
Akut romatizmal ateş geçiren bireylerde tedbir almak ve önleme tedavisi çok önemlidir. Sonraki streptokokal boğaz enfeksiyonlarını takiben tekrar bu durumun oluşma riski mevcuttur. Bu nedenle gelecekte meydana gelecek atakların önlenmesi için profilaktik (önleme amaçlı) tedavi kapsamında antibiyotik ilaç kullanımı gerekli olabilir.
Bu hastaların dikkat etmesi gereken birçok durum vardır. En önemlisi hijyen kurallarına uymaktır. Özellikle ellerin düzenli olarak yıkanması, yapılabilecek temel hijyen uygulamaları arasında yer alır. Riskli bireyler aynı zamanda kalabalık ortamlarda da daha dikkatli olmalıdırlar. Askeri tesisler, kreş veya okul gibi ortamlar bu bakteri ile temas açısından riskli sayılan bölgelerdir.
Romatizmal kalp hastalığı olan bireylerin düzenli olarak kontrole gitmeleri ve kalp ve kapak fonksiyonları açısından değerlendirilmeleri oldukça önemlidir.
Kalp ve damar hastalıkları bilinenin aksine kadınları erkeklerden daha fazla etkiler ve tüm kanser türlerinin toplamından daha ölümcüldür. “Bu bir erkek hastalığı ” “Ama ben çok gencim” “Meme kanseri daha tehlikeli” gibi sözleri kadınlardan çok fazla duyuyoruz. Oysaki kalp krizleri her yıl kanser vakalarına kıyasla her 3 kadından 1 inin ölümüne sebep olan bir numaralı kadın katili. Neyse ki kalp ve damar hastalıklarının çoğu eğitim ve sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ile hala önlenebilir. Ve bir kadın kalp hastalığı hakkında ne kadar çok şey bilirse, onu yenme şansı o kadar artar. Kalp hastalığı her yaşta kadını etkiler, bundan dolayı tüm kadınlar kendi kişisel risk faktörlerini ve aile geçmişini bilmelidir. Genç kadınlar için doğum kontrol hapları ve sigara birlikteliği kalp krizi riskini yüzde 20 artırır. Yaşla beraber risk artarken, aşırı yeme ve hareketsiz yaşam tarzı gibi durumlar, ilerleyen dönemlerde atardamarlarda plak birikmesine ve tıkanmalara yol açabilir.
Koroner kalp hastalığı için yüksek tansiyon, kolesterol ve obezite gibi çeşitli geleneksel risk faktörleri hem kadınları hem de erkekleri etkiler. Ancak bazıları, kadınlarda kalp hastalığının gelişmesinde daha büyük rol oynar. Diyabet (belirtisiz kalp krizi geçirme riski artar), duygusal stres ve depresyon (kadınları 2 kat fazla etkiler), sigara içmek (erkeklere göre daha büyük bir risktir), hareketsizlik,menopoz, hamilelik (gebelik hipertansiyonu ve diyabet varsa ilerde risk artar), ailede erken kalp hastalığı öyküsü, iltihaplı romatizmal hastalıklar (romatoid artrit, lupus vb.) riski artıran durumlardır.
Kalp krizinden aniden ölen kadınların çoğunda önceden belirti olmuyor veya farklı belirtiler olabiliyor. Medyada ve birçokyerde kalp krizinin neredeyse tek belirtisinin aşırı göğüs ağrısı olduğunun vurgulanması ile birçok kişi buna şartlandı. Ancak göğüs ağrısı, özellikle kadınlarda her zaman şiddetli ve hatta en belirgin semptom değildir. Kadınların kalp krizi esnasında nefes darlığı, mide bulantısı/kusma, boyun, sırt ağrısı veya çene ağrısı yaşaması daha olasıdır. Hatta baş dönmesi, sersemlik ve bayılma hissi, aşırı yorgunluk, anormal terleme gibi bulgular da kadınlarda kalp krizinin belirtisi olabilmekte.Erkeklerle karşılaştırıldığında, kadınlar dinlenirken veya uykudayken bile belirtiler yaşayabiliyor. Tüm bunların nedeni kadınların yalnızca ana arterlerinde değil, aynı zamanda kalbe kan sağlayan daha küçük damarlarda da tıkanıklığın olması olabilir.
Her yaştan kadın kalp hastalığını ciddiye almalıdır. 65 yaşın altındaki kadınlar özellikle ailesinde kalp hastalığı öyküsü olanlar risk faktörlerine daha çok dikkat etmelidirler. Sigarayı bırakmak, sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak, fazla kiloları vermek, stres yönetimi, alkolden kaçınmak, tedavi planına uymak ve kontrollerimizi yaptırmak alınacak en önemli tedbirlerdir. Sağlıklı bir yaşam tarzı ve riskler hakkında bilinçli olmak kalp hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olacaktır.
GÖĞSÜMDE AĞRI VAR! EYVAH KALP KRİZİMİ GEÇİRİYORUM?
Kalp hastalıkları tüm dünyada hala bir numaralı ölüm sebebi olmaya devam ediyor. Bundan dolayı özellikle kalp krizi insanların en büyük korkularından biri. Kalp krizinin de en belirgin bulgusu göğüs ağrısı olduğundan, göğsümüzde bir ağrı olduğunda kaygı ve paniğe kapılmaktayız.
Peki göğüs ağrımız gerçekten kalpten mi kaynaklanıyor? Bunu nasıl anlayabiliriz?
Göğüste hissedilen ağrı kalp hastalıklarının en önemli belirtisidir. Ancak bu bölgede çıkan her ağrı kalpten kaynaklanmayabilir. Göğüs bölgesinin içerisindeki organlardan, mide, yemek borusu, safra kesesi gibi organlardan kaynaklandığı gibi, göğüs yapısını oluşturan kas iskelet sisteminden de kaynaklanabilir. Hatta aşırı stres, üzüntü, kaygılar bile bu ağrıya neden olabilir.
Göğüs ağrısının şekli bize ağrının kaynağı ile ilgili fikir verebilmektedir. Bu konuda hepimizin bilinçli olması ve farkındalığımızın artması ile kendimizin veya bir başkasının hayatını kurtarabiliriz.
Kalp damarlarının tıkanıklığından kaynaklanan göğüs ağrısına biz ‘Anjina Pektoris’ diyoruz. Hekiminiz size anjina pektoris atağı yaşıyorsunuz diyorsa bilmelisiniz ki bu ağrı koroner kalp damar tıkanıklığından kaynaklanıyor ve kalp krizine işaret ediyor demektir.
Peki anjina atağındaki ağrının şekli nasıldır?
Anjina atağında ağrı göğüs duvarının arkasında, sıkıştırıcı, baskı tarzında ağırlık hissi yaratan bir ağrıdır, hastalar ‘sanki göğsüme biri oturdu’, ‘boğazım düğümlendi’ şeklinde ifadelerle ağrıyı tanımlayabilir. Ağrı genelde kunttur ve batıcı tarzda değildir. Yeri net belli değildir. Siz nefes alıp verdiğinizde veya hareketle, pozisyon değiştirmekle ağrının şekli veya şiddeti değişmez. Çoğunlukla ani yaşanan stres, soğuk hava, sinirlenme, ağır efor sarfetmek ile tetiklenebilir. Sol kola, sırta, karına ve çeneye yayılabilir. Genellikle 10-15 dk sürer. Dinlenmekle veya dil altı dediğimiz (kalp damarlarını genişleten) ilaçlarla hafifler. Bazen damar bölgesinde tıkanma ilerler ve dinlenmekle veya ilaçla azalma göstermez. Bu durum kalp krizine ilerleyeceğinin işaretidir. Ağrıya soğuk terleme, çarpıntı, nefes darlığı, yorgunluk, baş dönmesi, bulantı-kusma eşlik edebilir.
Bu saydığımız özellikler kalp damarımız tıkandığında ortaya çıkan göğüs ağrısının en tipik bulgularıdır. Fakat bir hasta grubu var ki çok farklı seyreder. Özellikle ileri yaşlı, diyabetliler, kronik böbrek yetmezliği olan hastalar ve kadın hastalarda farklı bulgular olabilir. Bu hastalarda nefes darlığı, baş dönmesi, çabuk yorulma, bulantı gibi bulgularla karşımıza çıkabilir.
Ağrınız yukarıda saydığım tipik özelliklere benziyorsa, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, diyabet, sigara, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü gibi risk faktörleriniz de var ise hiç beklemeden acil servise başvurmanızda fayda vardır.
Göğüs bölgesindeki kalp dışı ağrılar sıklıkla kaslar, kemik ve kıkırdak dokusundan kaynaklanan ağrılardır. Bu ağrılar genelde noktasal tarzdadır. Dokunmakla ağrıyan bölgede hassasiyet oluşur. Hareketle ağrının şiddeti artıp azalabilir. Ağrılar genellikle gezici vasıftadır. Soğuk algınlığı, rüzgâr ya da klima maruziyeti, uyku düzensizlikleri, yoğun stres, kas ağrılarının en sık sebeplerindendir. Bu tür ağrıların şiddeti sıklıkla nefes almakla artış gösterir.
Kalp ağrısının tipik özellikleri
Kalp dışı göğüs ağrısının özellikleri
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.